9 Şubat 2013

Zerrin Tekindor & Haluk Bilginer


Hala dün akşam izlediğim tiyatronun etkisinde sırıtıyorum. Zerrin Tekindor ve Haluk Bilginer'in baş rollerde oynadığı Antonius ile Kleopatra'yı izledik. Haluk Bilginer'i daha önce de "7"(Şekspir Müzikali)'nde izlemiştik. O oyundan daha güzel bir oyunu henüz görebilmiş değilim. Muhteşem bir gösteriydi. Parantez içinde söylemek istedim. Antonius ile Kleopatra'da da çok eğlendik.

7 Şubat 2013

Denedim : The Balm Shady Lady

Kendime inanamıyorum ama işte bir 'denedim' yazısı yazıyorum. Birkaç blogda tavsiye yazıları okumuştum bu far paletleri hakkında böylece denemeye karar verdim. Geçenlerde Watsons'ın yaptığı indirimlerde de Volume 2 ve 3'ü bulabildim.

Ice Tea Şeftali Aşkım :)




Size büyük aşklarımın birinden bahsetmek istiyorum: Lipton Ice Tea Şeftali. Bu muhteşem içeceği bulan, keşfeden muhteşem insana ya da insanlara buradan teşekkür etmek istiyorum. Resmen benim kurtarıcım oldular. Ne kurtarıcısı? Ne alaka? diyorsanız eğer hemen anlatayım;


Hep Görüyordum, Artık Ben de Mim'liyim ;)

Blog yazmaya başlayıp, blogların takibine de başladığımda hep 'mim' diye bir şeylerden bahsedildiğini görüyordum. İşte sonunda muradıma erdim. Sevgili Sevdanın Sokağı beni mimlemiş. Aslında bu benim gibi takipçisi 200 ün altında olan blog yazarlarını desteklemek amaçlı hazırlanmış bir projeymiş.
Liebster Award adı altındaki bu proje bir blogger'ın size ödül vermesiyle yani size mim göndermesiyle oluyormuş. Size sorulan 11 soruyu yanıtlıyorsunuz ve kendiniz hakkında da 11 gerçek yazıyorsunuz. Ardından 11 blogger'a da siz ödüllerini gönderiyorsunuz. Bence çok eğlenceli, hadi başlayalım.

28 Ocak 2013

Machka'da Hamsi Tava

Karadeniz bölgesine girer girmez hamsi yemek farz oluyor. Ben pek balık sevmem bu sebepten de yemem o yüzden annem beni her yakaladığında balık yüklemesi yapar gönderir. Geldiğimin ikinci günü de bir klasik oldu ve balık lokantasına gittik. Machka'yı 2 sene önce keşfettik. Samsun 56'lar da çok şirin bir balık lokantası. İçerisinde çok cici aksesuarlarıyla sizleri bekliyor. Balıkları da her daim taze. Ben aksesuarlar yerine yediklerimizi sizlerle paylaşmak istiyorum. Önce gözleriniz doysun sonra da buraya gelip hamsi tava yemek sizlere de nasip olsun :)
Turşu Kavurması

Mısır Ekmeği

Roka ve Kırmızı Soğan (vazgeçilmez)

Hamsi Tava ;)
İşte son olarak da kızıl olan kardeşimle Emel Acar rengi olan ben :)


Samsun'dan Merhaba :)

Merhabalaaar; dün yazamadım yorulmuşum gezmekten. Sabah 10:00'da evden çıkıp akşam 18:00 'da eve gelirsen böyle olur tabii. Sabah kahvaltısına Samsun'a yeni açılan Leman Kültür'e gittik. Ablalı kardeşli Leman hastası olduğumuzdan annemler de bize uydular. Şu gördüğünüz koooskoca kahvaltı tabağını bitirmeye uğraştık ama ı-ıh nafile olmadı.

Bir güzel karnımızı  doyurduk, sohbetimizi ettik sonra Samsun'da yıllardır bakımsız halde kalmış ama geçen yaz tekrar yapımına başlanmış Çakırlar Korusuna gittik. Çok güzel olmuş çok. Samsun'a yolunuz düşerse uğramadan gitmeyin derim. Çok keyif alacağınıza eminim. İçerisinde yemek yiyebileceğiniz, çay içebileceğiniz işletmeler dışında, piknik yapabileceğiniz masalar da mevcut. Çocuklar için oyun alanı da artısı.
 
 



Gezdik gezdik sıra gülmeye geldi tabii. Ben daha Samsun'a gelmeden alınan biletlerle Cem Yılmaz'ın gösterisine gittik. Aman Allah'ım, herkesin söylediği kadar varmış. Özellikle 2. bölümde gülmekten gözlerimden yaş geldi. Öldürdü beni gülmekten. Yine yapmış yapacağını. Canlı izleyememiştim önceden bahsettiğim gibi nasip bunaymış.
Bir avm ye gidilir de mağaza gezilmez mi derseniz de Mudo indiriminden bir kaban kaptım. Anneciğim aldı sağolsun ;)
Gece de ölü gibi uyumuşum. Bugüne gelirse sıra, çok radikal bir karar vererek 30 yıllık saçlarımı işte tam da bugün boyattım. Emel Acar rengine:) Sanırım katalogdaki adı "kumral bakır"mış. Bütün beyaz tenli bayanlara öneririm. Bence çok güzel oldu.
İnternetim var evet ama laptop'ı kapabilirsem Samsun'dan daha nice yazılarla görüşmek üzere.

26 Ocak 2013

Samsun Yolları...

Bugün yolculuk vakti. Bütün aile toplanıyoruz yeniden. Güzel vakit geçireceğiz eminim. Bavulum hazır. Geç kalmış yeni yıl hediyelerim de hazır. Hepsini çok özledim zaten. Kardeşimi koluma takıp her gün gezeceğim, bozdum kafayı. Ne zamandır izlemek isteyip izleyemediğim Cem Yılmaz'a da yarın gidiyorum. Bizimkiler rezervasyon yaptırıyorlar. Aslında Ankara'daki son canlı gösterisine bilet almıştım ve gideceğim için çok heyecanlıydım fakaat annemler tam da o gün 'Biz o akşam oradayız.' deyince bütün hayallerim suya düştü. İçim acıyarak biletimi başkasına verdim. Ellerim titremişti verirken. Ne yapalım? Kader dedim ve boynumu büktüm. Sinemada izlemek nasipmiş demek. Samsun'dan göndereceğim çeşitli yayınlarla yanınızdayım. Merak etmeyin internet bulduğum her yerden yazarım ;)

24 Ocak 2013

Şişman - Zayıf

Geçen sen bu zamanlarda 1.62 cm lik boyuma karşılık tam 61 kilo geliyordum. Daha doğrusu tartıda 61 i görünce şok geçirdim ve kendimi toparlamam gerektiğini fark ettim. Yaza kadar neredeyse her gün yürüyerek ve yediklerime dikkat ederek 55 e düşebildim. 61 e çıkışım aslında hiç de kolay olmadı. O kadar yavaş ilerledi ki ondan korkmadım herhalde. Mesela uzunca bir süre 58'de kaldı. Böyle olunca da insanda bir gevşeme, nasıl olsa veririm fikri oluşuyor. Tabii kendini hala 22-23 sanırsan böyle olur. O zamanlar kilo daha kolay ve hızlı verilebiliyormuş. Artık öyle değil. İnanın bana ;)
Neyse ben kiloları verdim verdim hatta bir ara 53 bile gördüm tartıda ama yine kış mevsiminin azizliğine uğrayarak yavaş yavaş almaya başladım. Bu durumda ne yapılır? Yine bulduğun her güzel havada yürüyüşe çıkılır. Kilo almak yok! Sağlıklı yaşam :)

22 Ocak 2013

Minik Aktrisler



İnternette tesadüfen karşılaştığım bu cici resimlere bayıldım, sizlerle de paylaşmak istedim. Çocuk fotoğrafçısı Tricia Messeroux bu kez Golden Globe Ödül Töreninde kırmızı halıda boy gösteren aktrislerin bazılarını miniklerle yeniden uygulamış. Elbiseler bu ünlülerin kırmızı halıda giydiklerinin aynı gibi. Bu adresten miniklerin daha onlarca, ünlülere benzetilmiş, güzel resimlerine ulaşabilirsiniz.

Sevgililer Gününe daha da yaklaştık

Havalar güzel, içimiz kıpır kıpır ellerimizden çıkacak hediyelerle sevgiliyi mutlu etmeye devam edelim. 


Bu tatlı çelengi yapmak çok kolay. Sadece pembe ve tonlarında kağıt, makas ve zımba lazım. Hepsini birbirine ekleye ekleye kolayca bu çelengi yapıp kapınıza asabilirsiniz.

Bu şekilli krep fikrine ise bayıldım. Krep karışımını hazırlayıp resimdeki gibi bir tüpe doldurup istediğiniz şekli verebilirsiniz. Yalnız bu fikrin erkek gözünden görünüşüne dair bir ipucu vermem gerekirse; resmi gördükten şöyle bir 10-15 dakika sonra erkek arkadaşımla şöyle bir diyalog yaşadık:
'O neydi? Krep miydi?'
'Evet'
'Eee nasıl yenecek o? İçine bir şey konulmaz akar.'
'?!!!?' Şaşkınlıktan nutkum tutulmuş ben.

Bu resimdeki tasarım ise aslında bir düğün daveti ama aynı fikri sevgililer günü için de kullanabilirsiniz. Resimlerin arka tarafına da hislerinizi anlatan tatlı sözler yazabilirsiniz.

Bu tasarımlara da bayıldım ben. Yine duygularını anlatabileceğiniz çok güzel bir sevgililer günü hediyesi olabilir. İstediğiniz gibi renklendirebilir, istediğiniz şekli verebilirsiniz. Bence çok güzel de bir aksesuar.

Günaydıııın :)


Parıl parıl parlayan güneşli bir Ankara sabahından herkese günaydın. Dün de böyleydi hava ve ben şok geçiriyorum. Bir önceki gün tir tir titriyordum soğuktan. Ertesi gün bere, atkı, eldiven çıktı hatta neredeyse kabanımı bile çıkaracak raddeye geldim. Banka oturup bir güzel güneş banyosu yaptım, bugün de yapacağım. Geçen sene bu zamanlar kardan bıkkınlık gelmişti bir de şu hale bakın. İçim kıpır kıpır bahar gelmiş gibi. İçimden gezip tozmak, parklara koşmak geliyor. Bir an önce yaz gelsin en iyisi. Dün yaşadığım bu ani şokla kendimi Kızılay'a doğru yürürken buldum. Hazır gitmişken de yeni açılan kocaman Mango'yu bir gezeyim dedim. Gez tabii gez de 5 kat gez gez bitmedi. Bir de içeride gürül gürül klimalar çalışıyor, piştim sıcaktan fakat aynı zamanda da fark ettim ki bu mağaza benim için çok tehlikeli. Çünkü oradan hiçbir şey almadan çıkabilmem imkansız. Dün bir çanta, bir kolye, bir bilezik alıp çıktım ama gözüm nelerde nelerde kaldı. Bir kere yeni sezonun renkleri muhteşem ama kendimi tuttum. Ayakkabılar, çantalar bluzlar elim gitti gitti geldi inanın. Neyse ki kendimi kaybetmeden sağ salim çıktım. Kendime hep hakim olmam dileğiyle ;)

20 Ocak 2013

Sevgiliye Kendi Ellerinle Yapacağın Bir Hediye

14 Şubat yaklaşırken ilginç fikirler gördükçe sizlerle paylaşmak istiyorum. Resimde gördüğünüz bir sürpriz de bence günün anlam ve önemine yakışır hediyelerden. Hem masrafsız hem de sizin elinizden çıkmış olacak. İsterseniz tasarımı renklendirebilir ya da etrafına kare kare fotoğraflarınızı ekleyebilirsiniz. Ben öyle yapmayı düşünüyorum :)

19 Ocak 2013

Inferno - Dan Brown

Geçenlerde düşünüyordum Dan Brown neden hala yeni kitabını çıkarmadı ki diye. Hatta etrafımdakilere sormaya bile başlamıştım. Kimileri 'ne olmuş ki?' der gibi boş bakmışlardı ama işte birkaç gün önce gazetede tanıtımını gördüm ve yeni kitap 'Inferno' mayıs ayında çıkıyormuş. Her kitabı için temel olarak bir şehir seçen Dan Brown, bu kez İtalya'nın Floransa kentinden ve Dante'nin eserlerinden etkilenerek yazmış bu kitabı. Sanırım bu sefer daha çok sanat içerikli bir konusu olacak kitabın. Bir söylentiye göre de bu kitabın baş rolünde yine Robert Langdon varmış. 

18 Ocak 2013

Umut Işığım

Sonunda Umut Işığım'ı izleyebildim. Hakkında o kadar çok yorum okudum ki meraktan çatlıyordum. Hepimizin yaşadığı, gördüğü ya da duyduğu acıların tavan yapmış halleri gözlerinizin önünde. Kendilerine ne kadar hakim olmaya çalışsalar da yaşadıkları büyük acıdan ötürü patlamalar yaşamışlar ve hala yaşıyorlar. 
İki insan birbirine ancak bu kadar iyi gelebilir herhalde. Filmin başlarında 'Deli deliyi görünce çomağını saklarmış.' dedirttiler bana ve sonunda daaa yok yok söylemiyeyim ama inanılmaz bir sulu göz olduğumdan  bu eğlenceli filmin sonunda bile hafiften gözlerim nemlendi. Eğlenerek ve tanıdık duygularla izleyeceksiniz eminim. Oscar adaylığında da başarılar diliyorum ;)

17 Ocak 2013

Maybelline Gel Eye Liner'ı Denedim :)

Kahvaltı kenarında gazete vazgeçilmezim :) Hürriyet'in Ankara ekine sıra gelince ne göreyim? Gratis'te %40 indirim varmış. Bende de kozmetiğe karşı bir merak depreşmiş durumda ya, eee naparsın? Öğle tatilinde kalkar gidersin, şu The Balm'in far paletlerinden alırsın. İki tanesinden aldım indirimden, deneyeceğim bakalım. Bir de Maybelline'nin jel eyeliner'ından aldım. Herkes o kadar çok övmüştü ki aklıma koymuştum almayı. Tabii maalesef o indirime dahil değildi.
Bir beceriksiz olarak ben maalesef göz kalemini de, eyeliner'ı da başarılı bir şekilde hiç kullanamadım. Hele o eyeliner'la mücadelem tam bir komedi. Göz kapağı oynar, çizgi yukarı kayar. Göz kapağım sabitse elim kayar ama inat ettim denemeyi bırakmadım. Blogları takip etmeye başlayınca gördüm ki; makyaj üzerine yazılan blogların neredeyse hepsi bu jel eyeliner'ı tavsiye ediyor. Bende denemekten zarar gelmez diyerek bugün gitmişken aldım ve eve gelir gelmez denedim. O ne güzel bir ürün yarabbim. Yapanların akıl edenlerin ellerine sağlık. Yanındaki fırçasıyla isterseniz incecik, isterseniz kalın çizgiler çizebiliyorsunuz. Ben bile çizebildim yani. Bir de eyeliner kullanırken sürdükten bir süre sonra siyah renk grileşiyor, kayboluyordu ama bu sürdüğüm siyah kaldı göz kapaklarımda. Herkese denemesini tavsiye ederim :)

16 Ocak 2013

Roma'ya Sevgilerle

İzlerken vaktinizi eğlenerek geçirebileceğiniz bir film daha. Roma'dan muhteşem sahneler eşliğinde AŞK'ın farklı farklı tiplerine şahit oluyorsunuz. Klasik bir Woody Allen filmi. Eğlenceli ve temposu yüksek. Sıkılmayacaksınız. Müzikler de inanılmaz sempatik. İyi seyirler dilerim :)

15 Ocak 2013

Yeniden 70. Altın Küre

Altın Küre ödül töreniyle ilgili daha detaylı haberler internete düştü. Bol resimli haberlere buradan ulaşabilirsiniz.

Mısır Gezisine Devam...

Edfu tapınağındaki ziyaretimizi bitirince faytonlarla gemimize geri döndük ve hemen yol almaya başladık. Bu arada küçük bir not eklemek istiyorum. Rehberler Mısır'da sizi her yalnız bıraktıklarında, örneğin faytona bindirip gönderdiklerinde, size hizmet verenlere hiçbir şekilde para vermemenizi tembihliyor. Her birinin parasının önceden ödendiğini ama yine de onların sizlerden para isteyeceklerini unutmayın. Gerçekten çok fakirler ve her fırsatı değerlendiriyorlar. Mesela, rehberinizin sizi götürüp bindirmediği taktirde deveye binmemenizi öneririm çünkü istedikleri parayı alana kadar sizi deveden indirmedikleri oluyormuş. Saatlerce deve üzerinde gezebilirsiniz ;)
Gemimiz yola çıktığında öğle yemeği vakti gelmiş ve yemek zili sesleri koridorlarda duyulmaya başlanmıştı. Biz yemeğimizi yerken Kom Ombo Tapınağı'na yaklaşıyorduk.
Yukarıda Kom Ombo Tapınağı'nın uzaklardan bir görüntüsünü görüyorsunuz. Daha önce bahsettiğim gemimizde bulunan havuz da burada çıkmış. Yani mayo almadan gitmeyin ;) Kom Ombo Tapınağı'nın bir yanı timsah tanrı Sobek'e, diğer yanı da şahin tanrı Horus'a adanmış. İki tanrı tarafından paylaşılan tek tapınakmış ve bu yüzden her şey çift olarak yapılmış.
Yukarıdaki resimde sağdan ikinci şahin tanrı Horus.
Yukarıda gördüğünüz de timsah tanrı Sobek.
Her tapınağın bir amaç ve halka hizmet için yapıldığını söylemiştim. Burada da halka tıbbi yardım ve bilgilendirme yapılıyormuş. Duvarlarında günümüzde kullandığımız tıbbi gereçlerin neredeyse hepsi çizili halde bulunuyor ve bunları görünce insan gözlerine inanamıyor. Mesela kadınlara tek başlarına nasıl doğum yapacaklarını, çocuklarını nasıl emzirmeleri gerektiğini çizimlerle göstermişler. 
1 ile işaretlediğim bölümde bir annenin çocuğunu emzirişinin tasviri bulunuyor. 2 ile işaretli kısım da ise bir doğum sahnesi var. Daha detaylı resimlerimi maalesef bulamadım, bulursam ekleyeceğim.
Yukarıdaki resimde de rehberimizin işaret çubuğunun arkasındaki tıbbi gereçlerin tasvirlerini görebilirsiniz. Bu inanılmaz görüntülerden sonra yine gemimize geri döndük ve gece gemimizde yerel kıyafetlerle katılacağımız Galabia Partisine hazırlanmaya başladık. O muhteşem geceden bir kare eklemeden de olmaz.
Bu geleneksel kıyafetler öylesine ferahtı ki hepimiz oradakilerin neden bu tip kıyafetlerle dolaştıklarını anlamış olduk. Nil Nehri'nde bir gün daha böyle geçmiş oldu. Sırada daha neler var neler...




14 Ocak 2013

Ben Makyajın M'sini Bilmiyormuşum :)

Yahu bu yaşıma geldim hani far sürerim, rimel, allık, ruj kullanırım. Hepsini aynı anda kullandığımda eni konu makyaj yaptım sanırdım meğerse m'si bile değilmiş. Bir süredir bir çok blog'u takip etmeye başladım, eh tabi içlerinde makyaj içerikli olan bloglar çoğunlukta. Öyle şeyler öğreniyorum ki hiç duymadığım şeyler bazıları. Okudukça okudukça ilgimi çekenleri, merak ettiklerimi liste yapmaya başladım. Tahmin edersiniz ki bayağı uzun bir liste oldu. Neyse bu hırsla geçenlerde Sephora'ya gittim. Hem de indirim varmış ya, bakarım diye. İçeri girdim, girmemle birlikte sanki elim, kolum, bacağım, her şeyim içime kaçtı :) Bir strese girdim anlatamam. Başımı kaldıramadım yukarıya, sanki yabancı memlekete attılar gittiler beni. İçeride bir tur atıp dışarı çıkabildim. Ama söz veriyorum ikinci denememde başarılı bir alışveriş gerçekleştireceğim. Listedekileri almamak olmaz. Beni izlemeye devam edin ;)

70. Altın Küre Ödül Töreni

Oscar ödül töreni habercisi Golden Globe ödülleri sahiplerini buldu. İşte kazananlar listesi:
En İyi Film (Drama) : Argo
En İyi Film (Müzikal / Komedi) : Les Miserables
En İyi Dizi (Drama) : Homeland
En İyi Dizi (Komedi) : Girls
En İyi Mini Dizi / Tv Filmi : Game Change
En İyi Yönetmen: Ben Affleck - Argo
En İyi Erkek Oyuncu (Drama) : Daniel Day-Lewis - Lincoln
En İyi Kadın Oyuncu (Drama) : Jessica Chastain - Zero Dark Thirty
En İyi Erkek Oyuncu (Müzikal / Komedi) : Hugh Jackman - Les Miserables
En İyi Kadın Oyuncu (Müzikal / Komedi) : Jennifer Lawrence - Silver Linings Playbook
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu : Christoph Waltz - Django Unchained
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu : Anne Hathaway - Les Miserables
En İyi Erkek Oyuncu (Drama Dizisi) : Damian Lewis - Homeland
En İyi Kadın Oyuncu (Drama Dizisi) : Claire Danes - Homeland
En İyi Erkek Oyuncu (Komedi Dizisi) : Don Cheadle - House of Lies
En İyi Kadın Oyuncu (Komedi Dizisi) : Lena Dunham - Girls
Listenin devamı ve ödül töreninden notlar için lütfen tıklayın
(Resim: Justjared.com)


13 Ocak 2013

Anna Karenina

'Vay be ne aşkmış!' dedim izlerken. Her şeyden, herkesten vazgeçirtebilecek bir aşk. Yaşananlar bir Türk filminde yaşansa seksen çeşit cinayet çıkardı. Hoş filmde de kadın yerden yere vuruldu tabii. Bütün karışıklıkları bir tarafa bırakırsak filmdeki sahne geçişlerine bayıldım. Film değil de tiyatro izliyormuşum gibi hissettim. Dans sahnesinde çalan müziğe ise tek kelimeyle bayıldım. Filmdeki ihtişam geçtiği dönem itibariyle muhteşemdi. Keira Knightley dönem filmleri için biçilmiş kaftan gibi bu tarz filmlerde rolüne hep tam oturuyor. Bu tarz dönem filmlerinden bir de aşk, ihanet, karamsarlık içeren filmlerden hoşlanıyorsanız hiç gecikmeden izleyin. Keyif alacağınıza eminim. Filmdeki kostümlerle ilgili daha detaylı bilgi için lütfen tıklayın. 

Türk Telekom - Galatasaray

Dün Ankara Arena'da yapılan Türk Telekom - Galatasaray Basketbol maçına gittik. Maç, Galatasaray arada bir sayı farkını açmayı başarsa da genelde kafa kafaya gitti diyebilirim. Türk Telekom çok fazla sayı kaçırmasaydı bir galibiyet bile alabilirdi. Oyun gayet tempolu geçti yalnız benim bahsetmek istediğim seyirciler. Türk Telekom maçlarını seyretmeye ve takıma destek olmaya gelen devamlı bir grup var ki çok fena. Galatasaray taraftarına demediklerini bırakmadılar hatta bir ara sayı farkı neredeyse kapandığında sahaya yabancı cisim atmaya başladılar. Sağ olsunlar sayelerinde biraz gerilmedim değil. Deplasman taraftarının hiçbir şekilde ağzını bozmadığı gayet makul sloganlar attığı bir ortamda ev sahibi takımın taraftarının seviyesinin bu kadar yerlerde olmasını maalesef kabul edemiyorum. Maç sonunda kavga çıkar korkusuyla bitiş düdüğü çalmadan ortamı terk ettik. Maç hakkında daha detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Benzer Yazılar

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...